Ülkemizde gökevi (planetaryum) sayısı son yıllarda hızla artıyor.  Bunlar güneş sisteminin ve yıldızlı gökyüzünün sayısal modellerini ya da fotoğraflarını projektörler yardımıyla kubbe şeklinde tavanlara yansıtan sayısal (dijital) düzeneklerdir. Sayısal çağdan önce, güneş sistemi ve gezegenlerin hareketleri mekanik modellerle gösteriliyordu.  Bu yazıda dünyanın en eski ve hala çalışan bir mekanik gökevinden söz edeceğim.

Haziran 2018’de eşim Nazan ile kızımız Gökçen’i ziyaret etmek için Hollanda’ya gittik. Gökçen Hollanda’da bizim için görülecek yerleri araştırırken (müzik korosu) arkadaşlarından biri “Hollanda’nın kuzeyinde Frisland eyaletinde dünyanın en eski ve hala çalışan bir gökevi var, bu görmeye değer” diye önermiş. Kızım bir araba kiraladı ve biz Frisland – biraz Türkçeleşmiş hali ile Frezya- eyaletine gittik.

Önce gökevine adını veren Eise Eisinga’yı biraz tanıyalım. 1744’te doğan Eisinga, Franeker’in çevre kasabalarından Dronrijp’da doğmuş. Babası gibi matematik ve astronomiye ilgi duymuş ancak çalışmak zorunda olduğu için okul hayatına devam edememiş. Babası ile yüncülük mesleğini sürdürmek zorunda kalmış. Yine de merakına gem vuramadığı için kendi kendisini yetiştirmiş. 2 saat yürüyüşle Franeker Akademi’sine giderek matematik ve astronomi çalışmış. Hatta 15 yaşındayken 650 sayfalık bir matematik kitabı yazmış.

24 yaşında evlenip Franeker’e yerleşmeye karar vermiş. Halen işlevine devam eden belediye binasının karşısında bir ev satın almış ve hem ev hem dükkân olarak kullanmaya başlamış. Yüncülük o dönem için iyi bir meslek olmalı, çünkü şehrin en merkezi yerinde küçük de olsa bir ev almak çok da ucuz olmasa gerek.

Resim 1- Eisinga’nın evi. Eise Eisinga  gökevini ( daha anlamlı bir tanımla gezegenevini) bu binanı içinde inşa etmiş. Bu gökevi Franeker şehri içinde.

1774 yılının Mayıs ayında Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Ay’ın aynı hizaya geleceği, yani bir kavuşum yaşanacağı öngörüsünde bulunulmuş.  Frezya eyaletinde Eelco Alta adlı bir din adamı bu olay gerçekleştikten üç gün sonra, gezegenlerin yaratılıştaki durumlarına geri döneceğini, gezegenlerin çarpışmasında dünyanın yörüngesinden çıkıp güneş tarafından yakılacağını anlatan bir metin yayınlamış. Bu yazıyı Newton’un kütle çekim kuramına ve İncil öğretilerine dayandırmış! Halkta büyük paniğe sebep olan yazı, Eisinga için bambaşka bir serüvenin başlangıcı olmuş. İnsanların gezegen hareketleri ile ilgili bilgisi olsaydı, din adamının söylediği gibi bir olayın gerçekleşmeyeceğini bilecekler ve panik yaşamayacaklarını düşünmüş. Gezegenlerin konumlarının hesaplanabileceğini ve birbirleri ile çarpışmayacağını göstermek için bir gökevi yapmaya karar vermiş. Mekân olarak ise  oturma odasının tavanını seçmiş. Sadece iki odadan oluşan evde karısı ve çocukları 7 yıl süren yapım sırasında oldukça sıkıntı çekmiş olmalılar. Odalardan biri dükkân ve atölye olarak kullanıldığı için oturma odası aynı zamanda tüm aile için yatak odası ve mutfak görevi de görüyormuş.

Resim 2- Eise güneş sisteminin modelini evinin tavanına kurmuş, ölçeği 1:1,000,000,000,000 (1 milimetre: 1 milyon kilometre). Modelin yüzeyi tavandan aşağıya bakıyor, mekanik sistemi çatı arasına yerleştirmiş.

Hassas hesaplamalardan sonra tavan arasında mekanik parçaları kendi elleri ile üretmiş. Benzer merakları paylaşan babasından da yardım almış. Dişlileri üretirken 10.000 el yapımı çivi,   onlarca çark… Ve sonunda halen doğru çalışan 6 gezegenlik bir güneş sistemi modeli…Uranüs modelin bittiği yıl keşfedilmiş. Neptün’ü ise bilen yok o sıralar. Bilinse dahi her iki gezegenin yörüngelerinin de bu tavana sığma olasılığı yok.

 

Resim 3-Mekanizmanın bir kısmı. Dişli çarkları ve halkalar (gezegen yörüngeleri için) Frezya zamanına ayarlı saat tarafından kontrol edilir fakat işletilmez. Bunun yerine bir dizi ağırlık ve karşı ağırlıklar üzerinde işler.

Gökevi tıpkı bir sarkaçlı saat gibi çalışıyor.  Gerçek zamanlı çalışıyor, yani gezegenler gerçek zamanda hareket ediyor. (Atık yılı hesaba katmak için dört yılda bir 29 Şubatta elle yenide ayar yapılıyor.) Her gezegenin hareketini kontrol eden bir çark var. Sarkaçlardaki ağırlıkların belli aralıklarla ilk konumlarına getirilmesi gerekiyor.  Dünyayı temsil eden topçuk, odanın tavanında tam 365 1/4 gün sonra aynı noktaya ulaşıyor. Ay’ın dünyamız çevresindeki hareki, evreleri ve diğer astronomi olayları da sergileniyor.

Resim 4- Ortadaki kısım Franeker kasabasındaki günün gökyüzünü gösteriyor. Solda ve sağdaki yelkovanlar güneşin doğma ve batma zamanlarını veriyor. Biz ziyaretimizi 20 Haziranda, en uzun günden bir gün önce gerçekleştirdiğimiz için güneşin doğuş ve batış saatleri göstergenin sınırlarına dayanmış. Franeker’de güneşin en erken doğabileceği ve en geç batabileceği saatler bunlar.

 

Sadece gezegen konumları değil, güneş ve ayın doğuş-batış saatleri, o sırada gökte bulunan takım yıldızları, ayları, günleri ve yılı da gösteriliyor.  Bu göstergelerin neredeyse tamamı tavandaki modelde daha geniş bir alana yayılmış şekilde mevcutken, Eisinga bilgilerin kolaylıkla okunabileceği bir gösterge paneli de oluşturmuş.

Yıl göstergesinde 2018’i görebiliyor olmak ise Eisinga’dan sonra gökevine yapılan tek ekleme. Gösterge sona ulaştığında, panel yerinden çıkarılarak yeni yıllar üzerine yazılıyor, boyanıp tekrar yerine yerleştiriliyor.

Bu bilgilerin tamamını yarım saatte bir düzenlenen seansta müze görevlileri veriyor. Seanslar İngilizce ve Hollandaca olmak üzere dönüşümlü olarak gerçekleşiyor. Odaya ancak görevliler eşliğinde girilebiliyor.

Gökevi 1818 yılında Hollanda Kralı tarafından satın alınarak devlete bağlanmış. Sonrasında ise Franeker şehrine hibe edilmiş. Zaman içinde yan bina ile birleştirilerek bir müze haline getirilmiş. Eisinga’nın yaptığı çalışmalar, el yazmaları, yün atölyesi sergileniyor. Eisinga kendi yüncülük mesleğine de hassasiyetle eğilmiş. Yün boyama renkleri elde etmek için yaptığı karışımlar ve hesaplar döneme ait önemli kaynaklardan. Eisinga dışında aynı dönemde yaşamış ve gök bilime hizmet etmiş, bir kısmı amatör, Hollandalı gökbilimcilerle ilgili bilgi edinmek de mümkün.

360 yıl önce, hem de kendi kendisini yetiştirmiş biri tarafından yapılan hesapların bu hassasiyetle inşa edildiğini görmek şaşkınlık verici. Ta o zaman, sıradan bir insanın, halkın hurafelere inanmasına engel olmak istemesi bugün kimlere örnek olmalı acaba?

https://www.planetarium-friesland.nl/en

http://www.jusonline.nl/eisinga/gallery.htm

Resim 2 ve 4’ü Gökçen çekti, yazdığı daha ayrıntılı günceden alınmıştır :

https://subcaelum.wordpress.com/2018/08/01/frieslanda-yolculuk-1/